Henüz insanlar gerçekliğe uyanabilmiş değil. İşinizi kaybetme korkusu yaşıyorsanız, bir şeyleri gözden kaçırıyorsunuz demektir. Neden bir "Yapay Zeka Felsefesi Okulu" ihtiyacımız olduğunu açıklayalım.
Çağımız insanlarına sorarsanız "En yararlı ilim nedir?" diye, alacağınız cevap matematik ve fenni bilimler olacaktır. Matematiksel pratiğe olan düşkünlüğüm beni de bu cevaba itse de gözümüzü açmamız lazım. Geldiğimiz noktada bu ilim felsefedir. Çünkü yapılabileceklerin bir sınırı olmadığında, ne yapılması gerektiği üzerine iyi düşünmeniz gerekir. Bunun yolu felsefeden geçmektedir. Ne yapmamız gerektiğini bildiğinizi zannediyorsanız yanılıyorsunuz. Hâlâ devletlerin ve özerk olmayan eğitim kurumlarının sunduğu sertifikasyonu önemsiyor, parayla organize oluyorsunuz. Felsefe tüm bunları değiştirebilir.
Gençleri önemsiyorum. Bu yaşlıları önemsemediğim anlamına gelmiyor, işin aslı şu ki yetişkinlerle sohbet etmek çoğu zaman daha keyiflidir ancak bir genç ile bildiklerinizi paylaşmak, her zaman daha fazla sürprize gebedir. Çılgın fikirler ve yaratıcılık gençlerde daha başarımlıdır, bu tüm gençlerin yüksek başarımlı olduğu anlamına gelmediği gibi, tüm yetişkinlerin de yaratıcılıklarını kaybettikleri anlamına gelmemektedir. Yine de, bir yetişkinin "size kattıkları" sizin için daha mühim iken, bir gence kattıklarınız sizin için daha mühimdir. Çünkü gencin önünde uzun bir ömür var, o koca ömürdeki izleri takip etmek huzur vericidir.
Şey, ama bu hep böyle olmayabilir. Ayrım giderek belirginliğini kaybetmeye başladı ve daha da kaybedeceğinin garantisini size verebilirim. Bu noktaya yeniden döneceğiz, fakat şimdi bir başka konuya odaklanalım:
"Bilimsel gelişmeler"
Hızlı başlayalım, artık hayallerinizi gerçekleştirmek daha kolay çünkü teferruatlar ile kendinizi yormadan sonuca ulaşabileceksiniz. "Bir fikrim var!" dediğinizde artık sesiniz daha gür duyuluyor. Yani, en azından öyle olmalı. Çünkü artık sizde abartılı nitelikler aramadan da fikrinizi destekleyebileceğimizi biliyoruz. Yardımcılarımız var ve onlar otomasyonlardan çok daha fazlası: AI.
Öyle bir çağdayız ki, teknik bir seferberlik ilan edilmiş olsa bir yıla kalmadan formel ve naturel bilimlerle uğraşan insanların %90'ını emekli edebiliriz. Bu noktaya geleceğimizi her zaman biliyorduk, tam olarak bu zamanlarda gerçekleşeceğini de. Eğer Moore yasası(!) hakkında bir şeyler biliyorsanız, bunu öngörmek o kadar da zor olmayacaktır. (Dahası aslında herhangi bir şey bilmenize de gerek yok, burada uygulanacak bir teknik yok, yalnızca ön"görmeniz" gerekir, düşlemeniz gerekir)
Ne yapmamız gerektiğine kafa yormak, ne için enerjimizi sarf etmemiz gerektiğini bilmek de öngörü gerektirir. Seçenekleri bildiğinizde, olasılık hesapları ile hangisinin daha iyi olduğunu seçebilirsiniz. Ancak konu seçenek yaratmak olduğunda çok daha fazlasına ihtiyacınız vardır. "Hissetmeye"
Ne kadar romantik, değil mi? Hiç "bilimsel" durmuyor. Sorun da bu, bazı şeyleri bilimselleştirecek kadar önemsemedik. Bilim, güçlülerin güçlerini daim kılma aracı olmasaydı ve bilim sosyolojisine daha fazla ehemmiyet verilseydi farklı olabilirdi. Mühim değil, sistemlerimiz değişime zorlandığında sistemlerimizin temelini oluşturan yadsınamaz görülen değer anlayışlarının, düşüncelerin sarsılması olağandır. Şu an geçmişi düşünmemelisiniz. Umudumuzun hâlâ olması gerektiğini söylememe dahi gerek yok. Çözüm yolları var. Bu yollardan bazılarının yol haritalarına sahip olduğumu düşünüyorum ve bazıları için de size bakış açısı sunabilirim. Ve tüm bunları nasıl yapmam gerektiğini iyi biliyorum.
Tüm bunlar için ilk ihtiyacımız olan şey, bir felsefe okulu.
Yazıya devam etmeden evvel ufak bir parantez açmak istiyorum. //
Sadece felsefe mi yapacaksınız? diye bir ses duydum az önce. Projeleri duyunca yüklü miktarda bağış/yatırım vaat edip sonra vazgeçen yatırımcımızın(!), cevaplarına nasıl tatmin olmadığına anlam veremediğim sorusu. Bilirsiniz, kim ki ne ile uğraşırsa o konuda uzmanlaşır. Ve 13 yaşımdan beridir gözümü kapattığımda ve açtığımda, her anımda benimle olan, kelimeleri aşan ütopik hedeflerin yollarında dolaşıp durdum. Beni potansiyellerimi "kâra" dönüştürmekten alıkoyan bu fikirleri sorguladığım da oldu, "neden ben?" dediğim, ve neden kazanmanın umurumda olmadığını düşündüğüm oldu. Toplumu ikna etmeye çalıştım, topluma küstüm, topluma dönmeye çalıştım. Bir sonuç değil, yol sunabilirim. Gerçeği bilmesem de gerçeğe giden yolu gösterebilirim. Ve ben hiçbir zaman bundan fazlası olamadım. Ve şey, istedikleri gibi olarak daha azı da olmayacağım. Tövbe ediyorum ve işimin başına dönüyorum, sizinle uğraşacağım :)
Mükemmele ulaşamamış olabiliriz, ancak uzak değiliz. İletişim, yönetişim, gelişim ve anlam. Değişim, dönüşüm, irade. Kültür, toplum, insan. Günümüze nasıl geldik tam bilmek mümkün değil, ancak geleceğe doğru nasıl yelken açacağımızı bilmemiz gerekiyor.
Çağımız insanlarına sorarsanız "En yararlı ilim nedir?" diye, alacağınız cevap matematik ve fenni bilimler olacaktır. Matematiksel pratiğe olan düşkünlüğüm beni de bu cevaba itse de gözümüzü açmamız lazım. Geldiğimiz noktada bu ilim felsefedir. Çünkü yapılabileceklerin bir sınırı olmadığında, ne yapılması gerektiği üzerine iyi düşünmeniz gerekir. Bunun yolu felsefeden geçmektedir. Ne yapmamız gerektiğini bildiğinizi zannediyorsanız yanılıyorsunuz. Hâlâ devletlerin ve özerk olmayan eğitim kurumlarının sunduğu sertifikasyonu önemsiyor, parayla organize oluyorsunuz. Felsefe tüm bunları değiştirebilir.
Gençleri önemsiyorum. Bu yaşlıları önemsemediğim anlamına gelmiyor, işin aslı şu ki yetişkinlerle sohbet etmek çoğu zaman daha keyiflidir ancak bir genç ile bildiklerinizi paylaşmak, her zaman daha fazla sürprize gebedir. Çılgın fikirler ve yaratıcılık gençlerde daha başarımlıdır, bu tüm gençlerin yüksek başarımlı olduğu anlamına gelmediği gibi, tüm yetişkinlerin de yaratıcılıklarını kaybettikleri anlamına gelmemektedir. Yine de, bir yetişkinin "size kattıkları" sizin için daha mühim iken, bir gence kattıklarınız sizin için daha mühimdir. Çünkü gencin önünde uzun bir ömür var, o koca ömürdeki izleri takip etmek huzur vericidir.
Şey, ama bu hep böyle olmayabilir. Ayrım giderek belirginliğini kaybetmeye başladı ve daha da kaybedeceğinin garantisini size verebilirim. Bu noktaya yeniden döneceğiz, fakat şimdi bir başka konuya odaklanalım:
"Bilimsel gelişmeler"
Hızlı başlayalım, artık hayallerinizi gerçekleştirmek daha kolay çünkü teferruatlar ile kendinizi yormadan sonuca ulaşabileceksiniz. "Bir fikrim var!" dediğinizde artık sesiniz daha gür duyuluyor. Yani, en azından öyle olmalı. Çünkü artık sizde abartılı nitelikler aramadan da fikrinizi destekleyebileceğimizi biliyoruz. Yardımcılarımız var ve onlar otomasyonlardan çok daha fazlası: AI.
Öyle bir çağdayız ki, teknik bir seferberlik ilan edilmiş olsa bir yıla kalmadan formel ve naturel bilimlerle uğraşan insanların %90'ını emekli edebiliriz. Bu noktaya geleceğimizi her zaman biliyorduk, tam olarak bu zamanlarda gerçekleşeceğini de. Eğer Moore yasası(!) hakkında bir şeyler biliyorsanız, bunu öngörmek o kadar da zor olmayacaktır. (Dahası aslında herhangi bir şey bilmenize de gerek yok, burada uygulanacak bir teknik yok, yalnızca ön"görmeniz" gerekir, düşlemeniz gerekir)
Ne yapmamız gerektiğine kafa yormak, ne için enerjimizi sarf etmemiz gerektiğini bilmek de öngörü gerektirir. Seçenekleri bildiğinizde, olasılık hesapları ile hangisinin daha iyi olduğunu seçebilirsiniz. Ancak konu seçenek yaratmak olduğunda çok daha fazlasına ihtiyacınız vardır. "Hissetmeye"
Ne kadar romantik, değil mi? Hiç "bilimsel" durmuyor. Sorun da bu, bazı şeyleri bilimselleştirecek kadar önemsemedik. Bilim, güçlülerin güçlerini daim kılma aracı olmasaydı ve bilim sosyolojisine daha fazla ehemmiyet verilseydi farklı olabilirdi. Mühim değil, sistemlerimiz değişime zorlandığında sistemlerimizin temelini oluşturan yadsınamaz görülen değer anlayışlarının, düşüncelerin sarsılması olağandır. Şu an geçmişi düşünmemelisiniz. Umudumuzun hâlâ olması gerektiğini söylememe dahi gerek yok. Çözüm yolları var. Bu yollardan bazılarının yol haritalarına sahip olduğumu düşünüyorum ve bazıları için de size bakış açısı sunabilirim. Ve tüm bunları nasıl yapmam gerektiğini iyi biliyorum.
Tüm bunlar için ilk ihtiyacımız olan şey, bir felsefe okulu.
Yazıya devam etmeden evvel ufak bir parantez açmak istiyorum. //
Sadece felsefe mi yapacaksınız? diye bir ses duydum az önce. Projeleri duyunca yüklü miktarda bağış/yatırım vaat edip sonra vazgeçen yatırımcımızın(!), cevaplarına nasıl tatmin olmadığına anlam veremediğim sorusu. Bilirsiniz, kim ki ne ile uğraşırsa o konuda uzmanlaşır. Ve 13 yaşımdan beridir gözümü kapattığımda ve açtığımda, her anımda benimle olan, kelimeleri aşan ütopik hedeflerin yollarında dolaşıp durdum. Beni potansiyellerimi "kâra" dönüştürmekten alıkoyan bu fikirleri sorguladığım da oldu, "neden ben?" dediğim, ve neden kazanmanın umurumda olmadığını düşündüğüm oldu. Toplumu ikna etmeye çalıştım, topluma küstüm, topluma dönmeye çalıştım. Bir sonuç değil, yol sunabilirim. Gerçeği bilmesem de gerçeğe giden yolu gösterebilirim. Ve ben hiçbir zaman bundan fazlası olamadım. Ve şey, istedikleri gibi olarak daha azı da olmayacağım. Tövbe ediyorum ve işimin başına dönüyorum, sizinle uğraşacağım :)
Mükemmele ulaşamamış olabiliriz, ancak uzak değiliz. İletişim, yönetişim, gelişim ve anlam. Değişim, dönüşüm, irade. Kültür, toplum, insan. Günümüze nasıl geldik tam bilmek mümkün değil, ancak geleceğe doğru nasıl yelken açacağımızı bilmemiz gerekiyor.