Bir süredir internet forumlarında, çeşitli sosyal ağlarda farklı hesapları kullanarak aynı soruyu soruyorum. "Para olmasaydı ve modern bir takas sistemi kursaydık ne olurdu?"
Aldığım cevapların hiçbiri parlak değil. 300'den fazla toplam cevabın hiçbiri, modern takas kavramını kafasında oluşturamadı. Herkesin örneği benzerdi: "buğday verip sağlık hizmeti mi alacağım, ya buğday istemiyorsa?"
Anlamadıkları şeyin ne olduğunu anladın mı? Parasal sistemin karmaşık bir takas ağı olduğunu anlamıyorlar. (doğrudan organize takas sistemlerinde çalabileceğiniz hiçbir şey yoktur, para emeği ve malları sanallaştırır) Teknoloji sayesinde aracı birimleri ortadan kaldırabileceğimizi de.
Kulağa bir komünistin haykırışları gibi geliyor. Ütopik, herkes ağdaki sanal ortama faydalarını ekleyebilsin ve bunların dağılımını sağlayalım. Fikirler için ortaklık grupları, açık kaynak çalışma ağları, ihtiyaçlar veritabanı oluşturalım. "Herkesten yeteneğine göre, herkese ihitiyacına göre" bir sistem kuralım. İnsanların kendilerini geliştirmelerini sağlamak için akıllı açık öğrenim ağları kuralım. Yeteneklerini kanıtlamanın bir yolunu sunalım onlara: "yapabilirim".
Akademiler araştırma yapmak isteyen herkese açık olan eğitim merkezleri olsun. Tasarımlar ve fikirler ortak çaba ile gerçeğe dönüşsün. Toprağın parasal değeri olmadığı için ihtiyaca göre gayrimenkul değişimleri mümkün olsun. Dünyayı daha açık, daha kolektif, işbirlikleri daha güçlü ve barışçıl hâle getirelim. İnsanlığın anlam arayışını kuvvetlendirelim. Dil üzerine çalışalım, birbirimizi daha iyi nasıl anlayabileceğimizi, bizi etkileyen ve şekillendiren etmenleri daha iyi değerlendirmemizi sağlayacak araçlar geliştirelim. Fikirler büyütelim, varoluşu anlamlandırmaya çalışalım. Merkeziyetsiz izleme ve denetleme ağları oluşturarak güvenli bir yaşam alanı oluşturalım. Kulağa "ütopik" geliyor, öyle değil mi?
Aslında mümkün, ancak para mevcutken, güç ve sahiplik yarışları sona ermeden birer uçuk hayalden başka bir şeye benzemiyor. Zombiler, birbirlerini aşmış olmak hissi için kapışmaya devam edecekler, tüm imkanlarımızı aptallıklarımızı daha gelişmiş arenalarda sürdürebilelim diye kullanacağız, öyle mi? Bana kalırsa bu değişmeli. İnsanların bunun için eğitilmesi, yönlendirilmesi gerekiyorsa yönlendirilmeli. Bunu yapmamızı sağlayacak araçlar geliştirilmeli, olası sorunlar üzerine kafa yormalı ve geleceği çok yönlü olarak ön görmeyi denemeli. (Bir devrimden değil, dönüşümden bahsediyorum. Bundan 4 yıl önce sıkı bir "devrimciydim" fakat şu an, devrim yaratmak fikrinin kapsayıcı olmadığını düşünüyorum. Dönüşüm yaratmalıyız, yeni değerler ve anlayışlarla şekillenen, morfolojik olarak dönüşen birey, toplum ve çevre yaratmalıyız. Dil üzerine, ticaret üzerine, toplumlarımızın değer anlayışları ve ideolojiler üzerine daha fazla düşünmeliyiz. Güncel toplumsal yapıların mutlaklığına tapıyorsanız yazıya devam etmeyin. Bu önlemin, küfürlerinizin şiddetini azaltabileceğini düşünüyorum. İyiliği, güzelliği, yaşamın kıymetini ve derinliğini artırmaya meraklıysanız devam edin.)
Bana öyle geliyor ki, dönüşümün en önemli adımı bireysel seçme ve seçenek yaratma özgürlüklerinin korunduğu kolektif ağları ve parasız toplumu anlamak. Neyden bahsettiğimizi ifade edelim.
Kolektif takas, teorideki "inek verdim yumurta aldım" örneğiyle bağdaşmaz. kolektif takas; üretimi, ağdaki kişi sayısını, ürünleri, araçları, hizmetleri ve ihtiyaçları aralarındaki ilişkiye göre değerlendiren sistemin adıdır. Ağdaki herkesi her biri için çalışır hâle getirmektir, hiçbirimizin çalışmaya ihtiyacının kalmayacağı bir yapı kurmayı ödüllendiren sistemin adıdır. Bireysel özgürlükler için birlikte davranmaktır.
Yeter! Düşünmeniz için yeterince kelime var burada, üzerinde bir düşünün. Neyden bahsediyorum? Ardından aklınıza takılanları sorun bana, birebir cevaplayacağım.
"Kolektif Çembersel Paralel Takas" (ParallelCircle Bartering) sizde ne çağrıştırıyor? Cevaplarınızı heyecanla bekliyorum.
Aldığım cevapların hiçbiri parlak değil. 300'den fazla toplam cevabın hiçbiri, modern takas kavramını kafasında oluşturamadı. Herkesin örneği benzerdi: "buğday verip sağlık hizmeti mi alacağım, ya buğday istemiyorsa?"
Anlamadıkları şeyin ne olduğunu anladın mı? Parasal sistemin karmaşık bir takas ağı olduğunu anlamıyorlar. (doğrudan organize takas sistemlerinde çalabileceğiniz hiçbir şey yoktur, para emeği ve malları sanallaştırır) Teknoloji sayesinde aracı birimleri ortadan kaldırabileceğimizi de.
Kulağa bir komünistin haykırışları gibi geliyor. Ütopik, herkes ağdaki sanal ortama faydalarını ekleyebilsin ve bunların dağılımını sağlayalım. Fikirler için ortaklık grupları, açık kaynak çalışma ağları, ihtiyaçlar veritabanı oluşturalım. "Herkesten yeteneğine göre, herkese ihitiyacına göre" bir sistem kuralım. İnsanların kendilerini geliştirmelerini sağlamak için akıllı açık öğrenim ağları kuralım. Yeteneklerini kanıtlamanın bir yolunu sunalım onlara: "yapabilirim".
Akademiler araştırma yapmak isteyen herkese açık olan eğitim merkezleri olsun. Tasarımlar ve fikirler ortak çaba ile gerçeğe dönüşsün. Toprağın parasal değeri olmadığı için ihtiyaca göre gayrimenkul değişimleri mümkün olsun. Dünyayı daha açık, daha kolektif, işbirlikleri daha güçlü ve barışçıl hâle getirelim. İnsanlığın anlam arayışını kuvvetlendirelim. Dil üzerine çalışalım, birbirimizi daha iyi nasıl anlayabileceğimizi, bizi etkileyen ve şekillendiren etmenleri daha iyi değerlendirmemizi sağlayacak araçlar geliştirelim. Fikirler büyütelim, varoluşu anlamlandırmaya çalışalım. Merkeziyetsiz izleme ve denetleme ağları oluşturarak güvenli bir yaşam alanı oluşturalım. Kulağa "ütopik" geliyor, öyle değil mi?
Aslında mümkün, ancak para mevcutken, güç ve sahiplik yarışları sona ermeden birer uçuk hayalden başka bir şeye benzemiyor. Zombiler, birbirlerini aşmış olmak hissi için kapışmaya devam edecekler, tüm imkanlarımızı aptallıklarımızı daha gelişmiş arenalarda sürdürebilelim diye kullanacağız, öyle mi? Bana kalırsa bu değişmeli. İnsanların bunun için eğitilmesi, yönlendirilmesi gerekiyorsa yönlendirilmeli. Bunu yapmamızı sağlayacak araçlar geliştirilmeli, olası sorunlar üzerine kafa yormalı ve geleceği çok yönlü olarak ön görmeyi denemeli. (Bir devrimden değil, dönüşümden bahsediyorum. Bundan 4 yıl önce sıkı bir "devrimciydim" fakat şu an, devrim yaratmak fikrinin kapsayıcı olmadığını düşünüyorum. Dönüşüm yaratmalıyız, yeni değerler ve anlayışlarla şekillenen, morfolojik olarak dönüşen birey, toplum ve çevre yaratmalıyız. Dil üzerine, ticaret üzerine, toplumlarımızın değer anlayışları ve ideolojiler üzerine daha fazla düşünmeliyiz. Güncel toplumsal yapıların mutlaklığına tapıyorsanız yazıya devam etmeyin. Bu önlemin, küfürlerinizin şiddetini azaltabileceğini düşünüyorum. İyiliği, güzelliği, yaşamın kıymetini ve derinliğini artırmaya meraklıysanız devam edin.)
Bana öyle geliyor ki, dönüşümün en önemli adımı bireysel seçme ve seçenek yaratma özgürlüklerinin korunduğu kolektif ağları ve parasız toplumu anlamak. Neyden bahsettiğimizi ifade edelim.
Kolektif takas, teorideki "inek verdim yumurta aldım" örneğiyle bağdaşmaz. kolektif takas; üretimi, ağdaki kişi sayısını, ürünleri, araçları, hizmetleri ve ihtiyaçları aralarındaki ilişkiye göre değerlendiren sistemin adıdır. Ağdaki herkesi her biri için çalışır hâle getirmektir, hiçbirimizin çalışmaya ihtiyacının kalmayacağı bir yapı kurmayı ödüllendiren sistemin adıdır. Bireysel özgürlükler için birlikte davranmaktır.
Yeter! Düşünmeniz için yeterince kelime var burada, üzerinde bir düşünün. Neyden bahsediyorum? Ardından aklınıza takılanları sorun bana, birebir cevaplayacağım.
"Kolektif Çembersel Paralel Takas" (ParallelCircle Bartering) sizde ne çağrıştırıyor? Cevaplarınızı heyecanla bekliyorum.